Makaleler
Saygıdeğer Olukkaya'lılar; Herbirimiz farklı bir yerden, hayatın
bize sunmuş olduğu koşuşturmaca ile bocalarken, arada birde manevi
değerlerimize yer vererek, huzurlu bir nefes almaya ne dersiniz?
Maneviyat ve insani değerler deyince akla ilk gelen şeylerden biri de
şüphesiz öze dönmektir. Atalarımızın ve köklerimizin ait olduğu, doğup
büyüdüğümüz köyümüz, vatanımız toprağımız, ortak değerimiz yani
Olukkaya'mız. Yaklaşık son dört yıldır birçok köylümüz ve köyümüz ile www.olukkaya.com
aracılığı ile iletişim kurulmuştur. Bunun yanı sıra birde aktif bir
sosyal paylaşım sitesi olan Facebooktaki Olukkaylılar Köyü sayfası ile
de yine birçok köylümüz kendi aralarında bağlantıya geçmişlerdir. Bizden
önceki dönemlerde yaşayan insanlara göre iletişim konusunda çok daha
şanslı olduğumuzu tekrar hatırlayarak bu konudaki memnuniyetimizi dile
getiriyor, güç birliği içerisinde devamını da görmeyi diliyoruz.
Bilindiği üzere, geçtiğimiz yıllarda köyümüzde çeşitli buluşma
şenlikleri düzenlenmişti. Bu toplantıların bazılarında, yeteri kadar
tecrübe sahibi olunmadığı yada katılımın az olmasından kaynaklanan
küçük aksamalar yaşansada, ilk olmasının verdiği heyecan ile beraber
güzel geçtiği de söylenebilir. Ancak son iki yıldır bu konuda
tamamen farklı bir organizasyon denenmiş olup bütün köylülerimizin ve
çok değerli konuklarımızın katılımı sağlanmıştır. Bu şekilde çoğunluk
ikiye ve hatta üçe katlandığından hareket, neşe ve coşku dolu şenlikler
ortaya çıkmıştır. Bu kanıya şenlikelerimize katılan köylülerimiz ve
değerli misafirlerimizin yorumlarıyla varıyoruz. Fakat, malesef
geçtiğimiz yaz döneminde, birtakım üzücü olaylar ve beraberinde
getirdiği olmusuzluklar nedeniyle Olukkaya'lılar şenliğine ara vermek
zorunda kaldık. Hayat devam ettiği sürece elbet iyi gün de kötü gün
de yaşanacaktır. Acı olmayınca tatlıda olmazmış. Dileriz bundan böyle
köyümüz ve köylülerimiz için hep güzel ve hayırlı haberler almak nasib
olur. Bazı değerli köylülerimiz artık aramızda olamasalarda, bizler
onları asla unutmayacağız...Ve, yola kaldığımz yerden devam edeceğiz.
Atalarımız güzel söylemiş; Erken kalkan yol alır. Bu mantıkla hareket
ederek işe başlamak gerekirse; Şenliklerimizin her ne kadar dolu dolu ve
neşeli geçtiğini bilsekte, tecrübelerimize dayanarak ufak tefek
sorunlarımız olduğunu da görmekteyiz. Bunları sıralayacak olursak;
Zamanlama(Tarih), maddi boyut, iletişimsizlik ve işbölümü yetersizliği
gibi başlıklarda toplayabiliriz. Ve bunları tek tek ele alırsak;
Evvela Olukkaya'lılar şenliğini gelenekselleştirmemiz gerekir. Buda
yılın ilk aylarında belirlenen, hatta hiç değişmeyen belli bir tarih ile
olur. Böylece katılmayı arzu eden tüm köylülerimiz kendi yaz
programlarını da buna göre yapabilirler. Nişan, nikah düğün vb. gibi
özel günler de bu tarih göz önüne alınarak belirlenir. Sevgili
Olukkaya'lılar, bu tarihi lütfen siz belirleyin...Ortak
düşüncelerinizden bir gün çıksın, ve oda şenlik günümüz olsun.
Birde işin maddi boyutu var demiştik. Bu güne kadar, çok az sayıdaki
köylümüzün yok denecek kadar cüzi miktardaki desteğiyle yola çıkılarak,
bu yük son anda durumu kurtarmak için bir yada birkaç kişinin omuzuna
yüklenmiştir. Bu şartlarda da şenliğimizin devamı mümkün olmadığı
gibi, bu durum köylülerimizede hiç yakışmamaktadır. Birçoğunuzun
bildiği gibi köyümüz adına yapılan hizmetlerin devamlılığını sağlamak
(internet ve cep telefonuna mesaj hizmeti gibi) ve yapılması düşünülen
projelerin gerçekleştirilmesinde maddi kaynak olarak kullanılmak üzere
bir posta çeki hesabı açılmış olup bu da emin ellerdedir.(Posta çeki
Hesap Numarası: 586 29 43) Bu konuda, miktar ile ilgili bir çekinceniz
olabilir. Önemli olan, kimin ne kadar yatıracağı deyil, kendi köyü ve
insanı için rakam küçükde olsa elini cebine atmasıdır. Birileri
başlangıç yaparak büyüklük gösterdiğinde, emin olun ki devamıda
gelecektir. Buda bir Olukkaya'lıya yakışan davranış olacaktır. Damlaya
damlaya göl olur....Özellikle iş adamlarımız ve sabit geliri olan
köylülerimizin şimdiden her ay düzenli olarak yatıracakları küçük
meblalar ileride çok işe yarayacaktır. Bu konuya gereken hassasiyeti
göstereceğinize inanıyoruz.
Bir diğer sıkıntımız ise, hali hazırda
köyümüzün bir web sitesi olmasına rağmen, hala birçok köylümüz ile
yeteri kadar bağlantı kuramayışımızdır. Bu konuda da siz değerli
köylülerimize çok iş düşmektedir. Bize gelen bilgilere göre şenliğe
katılan hemşehrilerimiz kadarda, katılmayı çok arzu edip de ilgili
yerler ve kişiler ile iletişime geçemediği yada yanlış
bilgilendirildikleri için katılamayan insanlarımız bulunmaktadır.
Durumu bizzat kendileri açıklamışlardır. Ve bu bizleri derinden
yaralamıştır. Bu konuda lütfen hepimiz sesimizin ulaşabileceği her yere
kadar köylülerimizi haberdar edelim. Ayrıca, katılmak istemeyen,
şenlikleri gereksiz bulan yada ben istediğim zaman köyüme giderim, bunun
için herhangi bir organizasyona gerek yok gibi düşüncelere sahip olan
köylülerimizede saygımız vardır. Ancak, yıllardır köyündeki tek bir taş
parçasına bile hasret olup, cani gönülden gitmek ve görmek isteyen
insanlara, engel olmaya kalkışanlarında bunun vebali altında
ezileceklerini hatırlatmak istiyoruz. Destek olamasakda lütfen engel
olmayalım. Hiç bir Olukkaya'lıyada bu yakışmaz zaten. Bu konuda da bize
ulaşan bilgiler bulunmaktadır. Bu tür iddaların asılsız olduğuna inanmak
istiyoruz. Bu konuda herkes dilediği gibi karar verebilmeli, verilen
kararlarada saygı duyulmalıdır....İnsanın kalbide birdir vatanıda,
kalbi vatanında atıyor ise buna kimse engel olmasın.
Bir diğer konu
ise belkide şenliğin ortaya çıkmasını sağlayacak en önemli iş olan
organizasyondur. Bu güne kadar bu tür şeyler, köyünü seven birkaç
gönüllü tarafından gerçekleştirilmeye çalışıldı... Fakat anlaşılıyor ki
bu bir ekip işidir. Hepimizin işidir. Gelin bu işide hep birlikte
yapalım. Bu konuda özellikle köyümüzün aktif, dinamik, üretken ve
mert gençlerine çok iş düşmektedir. Evvele bir grup belirleyerek
aramızda bir iş bölümü yapalım. Herkes kendine daha yakın olan ve daha
faydalı olacağını düşündüğü alanı seçsin, ve o konuda çalışsın.
Biliyorsunuz bu işin çeşitli evreleri bulunmaktadır. Organizasyon
sürecinden itibaren şenlik sona erene kadar görevi aksatmadan
vatansever cidddiyeti ile işin bir ucunu tutarak çalışalım.
İlgilenebileceğimiz konuları kabaca başlıklara ayıracak olursak;
1.Büyük
çoğunluğun ortak fikrini alarak bir tarih belirlemek
2.İçeriği ve
akışı belirlemek
3.Maddi kısım(Yardım yada bağışlar) ile ilgilenmek
4.İletişimi
sağlamak
5.Konuk listesi hazırlayarak davetlerde bulunmak
6.Köyümüz
sınırları içerisinde uygun bir yer ve mekan hazırlamak
7.Gerekli
ışık ve ses sistemi kurmak
8.Eğlence materyallerini ayarlamak
9.Yemek
organizasyonu
10.Ulaşımı sağlamak
11.Köyümüze katkı sağlayacak
bir satış standı kurmak
12.Çeşitli yarışmalar, çekilişler yada küçük
sahne showu gibi aktiviteler hazırlamak
13.Çocuklara yönelik,
şenliği oyun ve eğlenceye dönüştürecek ortamlar yaratmak
14.Konuklara
refakat etmek (Karşılamak, ilgilenmek ve yolcu etmek)
15.Afiş ve
davetiye tasarımı
Sizinde ekleyebileceğiniz, bu ve buna benzer
konularda bir şenlik komitesi oluşturarak işe başlayabilirz. Ayrıca
bir deyil birkaç günede yayılabilir. Ya da tüm hafta sonunu şenliğe
çevirebilirz. Bu tür konularda herkes fikrini beyan ederse çok memnun
oluruz.
Geçtiğimiz yıllarda Şenliğimize, Pınarbaşı eski kaymakamı
Latif MEMİŞ, yeni kaymakamımız Sefer YILMAZ, Danıştay 9. Daire Üyesi
Aydemir SAYDAN, Ankara İdare Mahkemesi Üyesi Bilge Çelebi APAYDIN,
Pınarbaşı Belediye Başkanı Servet MUCUK, Kaynar Belediye Başkanı Orhan
DEMİRTAŞ, ilçemizin siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri,
ilçemizin daire müdürleri, Olukkaya Köyü İlk Okulu eski
öğretmenlerinden Yalçın ASLAN ve komşu köy muhtarları katılmışlardır.
Şayet şartlarımızı iyleştirebilir isek bu yıl daha çok konuk davet
etme imkanına da sahip olabiliriz. Şüphesiz buda köyümüz için bir artı
olarak geri dönecektir.
Yüksek kayaların, sarp dağların sert
rüzgarlarına dayanıklı, siz saygıdeğer köylülerimizin duyarlılılığı ve
elbirliği ile 2010 Olukkayalılar şenliğinin çok daha güzel ve çok daha
çoşkulu olacağı inancındayız...Herkes eline küçük bir taş alsa çok
yüksek kuleler örülür... Birlikten güç doğar . Gelin hep birlikte
harekete geçelim. Olukkaya'mız bizi bekliyor. Saygılar...
|
| |
|
|
Pınarbaşı Kaymakamı Sayın Sefer YILMAZ Bey, 9 Haziran 2008 Pazartesi köyümüzü ziyaret etmiş ve köylülerimiz Kaymakam Bey ile tanışma fırsatı bulmuşlardır.
Köylülerimizle birlikte yenilen öğle yemeği sonrası köylülerimiz kaymakam bey ile sohbet etme fırsatı bulmuştur.
Kaymakam Bey, ziyareti sırasında Sosyal Yardımlaşa ve Dayanışma Vakfı personelini de yanında getirerek köyümüzde yardıma muhtaç ailelerin tespit edilmesini sağlamıştır.
Kaymakam Beyin ziyareti esnasında Pınarbaşı İlçe Tarım Müdürü, PTT Müdürü, İl Encümeni Faik TOKGÖZ, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı müdürü Leyla Hanım ve PAR Danışmanlıktan Gülsemin Hanım, Murat Bey ve Adile hanım da hazır bulunmuşlardır.
|
|
|
Geride bıraktığımız soğuk kış günlerinin ardından bahar mevsimine geçtiğimiz şu günlerde, güneşin yüzünü iyiden iyiye göstermesi ve havanın gün geçtikce biraz daha ısınması, mesai saatleri ve mevsimlik giysilerin yer değiştirmesi gibi şeylerle anlayabiliyoruz ancak buralarda baharın gelişini.
Oysa ki; Bahar deyince, insanın içinin kıpır kıpır olduğu, yaşamın daha keyifli bir hale geldiği sevinç ve umudun yüreğimizi kapladığı bir şey gelir akla. Ancak bütün bunları yaşamak için de baharda Olukkaya’da olmak tabi ki bir de çocuk olmak gerekir. Baharı şehir hayatında çok yapay da olsa yaşadığımız şu günlerde çocukluk dönemlerimizden kesintiler geldi yine aklıma ve kıymetli vaktinizi çalarak paylaşmak istedim siz değerli köylülerim ile.
|
|
Devamı...
|
|
|
20 Nisan 2008 Pazar günü Olukkayalılar olarak köyümüzü yeşillendirmek için 400 adet çam fidanını su deposunun sağ tarafındaki alana diktik. Fidan dikim çalışmalarına katılan tüm köylülerimize yürekten teşekkür ederim.
250 kadar fidanı da bir önceki hafta içerisinde mezarlığımıza dikmiştik. Bir o kadarını da köylülerimize bahçelerine dikmeleri için verdik. Temenni ve dileğimiz diktiğimiz tüm fidanların tutmasıdır.
|
|
Devamı...
|
|
|
Sevgili Köylülerim, bildiğiniz üzere köyümüz için geçen yıl bir ağaçlandırma projesi başlatmıştık. İdari makamlardan gerekli tüm izinleri ve sözleri almış olmamıza rağmen, bizlerin ilgisizliği sebebiyle istediğimiz sonucu alamadık. Bu yıl bu proje için daha sağlam adımlar atmak ve olumlu sonuçlar almak istiyorum. Bu nedenlede sizlerin desteğine ihtiyacım var.
Son yıllarda köyümüzde çok sayıda meslektaşım olduğu haberlerini alıyorum. Özellikle onlara seslenmek istiyorum. Ağaçlandırma için tür ve alan tesbiti yapmamız gerekiyor.Biliyorsunuz ben Ankarada yaşıyorum ve uzun yıllardır köye gitme fırsatım olmadı. Burdan hayali bir tespit yapmak istemiyorum. Bu konuda bana yardımcı olabilecek arkadaşların benimle irtibata geçmelerini rica ediyorum.
Sevgi ve saygılarımla
Zir. Müh.Nilgün TARKAY
Tel:05424318925
|
|
|
Askerlik görevini tamamlamak için ilçemizden ayrılan kaymakamımız Sefer YILMAZ Bey görevine 2 Haziran 2008'de başlamıştır.
Kendilerine geçmiş olsun ve hoşgeldin der, görevinde başarılar dileriz.
|
|
Devamı...
|
|
|
XIV. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyet sahasına giren günümüz Bulgaristan coğrafyası, Devlet tarafından uygulanan sistematik bir iskan politikası sonucu Türk yurdu haline gelmiştir. Bu tarihten başlayarak bölgedeki demografik dengeler sürekli Türklerin lehine olan bir değişim göstermiştir. 19.yüzyılın ortalarına kadar Bulgaristan topraklarından nüfus yoğunluğunu ve etkinliğini korumuştur. Bu döneme kadar bölgede hakim olan siyasi otoritenin zayıflaması, gerekse Fransız İhtilalinin sonuçları ve Rusya destekli bağımsız bir Bulgar devletinin kurulması çabaları sonucunda zor durumda kalmışlardı.
1789 Fransız ihtilali sonucunda gün ışığına çıkan ve uluslararası etkileşim sonucu meydana gelen toplumsal milliyetçi reaksiyonlar ve bunların küresel çaptaki yankıları bağımsızlık mücadelesine yön vermiştir. Bu noktada söz konusu Balkanlar olunca, bu coğrafyadaki halkların bağımsızlıklarına çetin silahlı mücadeleler sonucunda değil; o veya bu devletin hediyeleri neticesinde kavuştuklarını belirtmek gerekir. Rusya'nın güdümü altında homojen bir nüfus yapısı oluşturmaya çalışan Bulgarlar, "Büyük Bulgaristan" ülküleri doğrultusunda Türkleri katletmekten kaçınmamışlardır, 93 Harbi'nden önce bölge toprakları üzeride 3 milyon 200 bin kadar nüfus yaşarken; bunların yarısı Müslümanlardan, diğer yarısı da gayrimüslimlerden oluşmaktaydı. Yetkili makamlarınca bir "ırklar ve yok etme" savaşı olarak uygulanan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşları, Rumeli'den Anadolu'ya 1.230.000 Türk'ü muhacir durumuna düşürürken; 261,937 kişinin de ölümüne sebebiyet vermiştir. Ayrıca, bu terör ve dehşetten Balkanlardaki kültür mirasımız da nasibini almıştır. Sofya'daki 44, Filibe'deki 33 camiden geriye sadece birer tane cami kalmıştır. Türkler bu savaştan sonra ilk kez egemen oldukları topraklarda azınlık durumuna düşmüşlerdir.
|
|
Devamı...
|
|
|
Köylerimizi tanıyalım yazı dizisini ve PINARBAŞI'nın 22 asırlık tarih serüvenini kaleme alırken, ulaşabildiğimiz kadar göçmenlerle ilgili bazı bilgiler vermiştik. Daha geniş şekilde bir yazı yazabilmek için yaz boyu bekledim.
Olukkayalı genç hemşehrilerimiz Hv.Müh.Yzb. Hamit TOKGÖZ tarafından gönderilen ve İnönü Üniversitesi İ.İ.B.F. İşletme Bölümü'nden kızımız Çağla SARI hanımın kaleme aldığı 14.asırdan itibaren Balkanlarda Osmanlıların uyguladığı yerleşim ve nüfus politikasını, Rusya'nın güdümünde Bulgarların, "Büyük Bulgaristan" ülkülerini, asırlar önce Anadolu'dan Evlad-ı Fatihan olarak alınıp Rumeli'ye yerleştirilen Türklerin yüzyıllarca İslamı ve Türklüğü oralarda nasıl temsil ettiklerini ve çektikleri sıkıntıları, Anavatan'a dönüşlerini okuyacaksınız. Cumhuriyet dönemi ile başlayan Anadolu'ya, özellikle Pınarbaşı'na yerleştirilenler ve başka yerlere gitmiş olanlarla ilgili bilgilere ulaştığımızda yazmaya devam edeceğiz. |
|
Devamı...
|
|
Yeni bir öğretmenler gününü kutlarken öğretmeni düşünmemek mümkün mü? .Bu vesileyle tüm eğitim camiasının 24 Kasım öğretmenler gününü kutlar beni yetiştiren tüm öğretmenlerimin ellerinden öperim. 2007–2008 eğitim öğretim yılının vatana ve milletimize hayırlı olmasını dilerim. Eğitim şehitlerimizi de buradan minnetle ve saygıyla anar Allah’tan rahmet geride kalanlarına sabırlar dilerim.
Yaratılmışların en şereflisi olan insanoğlu, her şeyden önce, akıl ve vicdanı ile diğer varlıklardan ayrılır. Buna rağmen o çoğu kez bunun farkında bile değildir. İnsan vardır, bütün ömrünü toplumun ve insanlığın mutluluğuna adar ki bunların başında öğretmen ve yetiştirdikleri gelir. İnsan vardır ki nerede bir huzur ve güven varsa onu çok görüp kökünden yıkmaya çalışır ki bu tip insan maalesef öğretmenin yoğurduğu hamurdan geçmemiş insandır. O halde öğretmen sanatkârların başıdır.
Öğretmen milletlerin kaderini ayakta tutan, bayrağa renk kazandıran, örnek davranışlarıyla yol gösteren, yerine göre serdar, yerine göre meçhul kahramandır. Doğumundan ölümüne kadar, milletin ahlak ve karakterini yükselten bir hamur gibi anayı da babayı da, cemiyeti de yoğuran ve ona şekil veren öğretmendir. Öğretmen mimardır. Ferdin toplumun, kişiliğin, şahsiyetin, adaletin ve bilginin mimarıdır. Hamur nasıl fırıncının elinde şekilleniyor ise, nesillerde öğretmenin elinde şekillenir. Bunun içindir ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Muallimler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır !”demiştir.Nasıl arı peteklerine bal taşır, mimar taşa şekil verirse, öğretmende körpe beyinlere ve olgunlaşmaya başlayan meyvelere bilgi ve kültür taşır.Öğretmen hayat yolcusunun inip bindiği istasyon, seri olarak çalışan bir fabrikadır. Kumaşın en iyisi burada dokunur, sevgi çiçekleri burada toprağa atılır. Ulu çınarlar burada yetişir. Ders kitaplarının yazdığı bilgi ile yetinen, kitap okumayan, araştırma nedir bilmeyen, kısacası kendini yenilemeyen öğretmen, bu kutsal mesleğin hakkını vermeyendir. Kendi varlığından habersiz olan, başkalarının varlığını bilebilir mi? Öğretmen yeni şeyler peşinde koşan, çalışan bir reformcudur. Konusu olan çocuğu tanımayan onu sevmeyen ve dilinden anlamayan öğretmen “Soğuk demiri döven demirciye benzer Öğretmen dosttur: İnsanın insanlığın, şefkatin, merhametin, bilginin ve sağa duyunun dostudur.
|
|
Devamı...
|
|
{sidebar id=2} Bu mübarek ayda insanlar, eş dost ile karşılaştıkları zaman genelde şu klasik soruyu sorarlar birbirlerine. Ramazan ile aranız nasıl gidiyor? Cevabı ise çoğu kez aynıdır hemen hemen.
Ardından keşke hep böyle kalabilseydik diye baktığımız, nefsin terbiyesine erdiğimiz, tevazu ve hoşgörülerle dolu bu mübarek günler gelir ve tam da alışmışken gider her yıl.
Birde, yine çok sıkça rastladığımız ''Ah o eski Ramazanlar'' sözü ile başlayan sohbetler dinlemişizdir çoğumuz. Gerçi ben bu sözü pek de hakkıyla söyleyebileceğimi sanmıyorum ancak, zaman zaman bu düşünceye içtenlikle katılmıyor da deyilim aslında.
|
|
Devamı...
|
|
Geleneksel Olukkaya Köyü Şenliği bu yıl 18 Ağustos 2007 tarihinde, Olukkaya Köyü ile gönül bağı olan birçok davetlinin katılımı ile son derece sıcak ve eğlenceli bir atmosferde gerçekleştirildi.
Ankara 13. İdare Mahkemesi Başkanı Bilge ÇELEBİ APAYDIN hanımefendi, Pınarbaşı ilçesindeki müdürler, dernek yöneticileri, parti temsilcileri ve daha önce köyde görev yapmış öğretmen ve imamların da katıldığı şenlik, uzun süredir birbirlerini görmeyen köylülerin ve davetlilerin heyecanlı kucaklaşmalarına sahne oldu..
Setenay TARKAY ve İlhan AKYÜZ tarafından etkili bir sunum ile takdim edilen şenliğe katılan davetliler, birbirleri ile hasret giderirken kendi kültürlerine has oyunlar ile gecenin geç saatlerine kadar doyasıya eğlendiler.
|
|
Devamı...
|
|
|
İnsanlık tarihi boyunca hemen hemen her dönemin içinde, o dönemi simgeleyen pek çok keşif ve yenilik yapılmıştır. Bunlar içinde bazıları vardır ki, taşıdıkları önem bakımından diğerlerinin arasından sıyrılıp en öne çıkmışlardır. Bunlardan biri hiç kuşkusuz yazının icat edilmesidir. Bu buluş, bilginin saklanabilmesini sağlamış, toplumlar arasındaki iletişimi kolaylaştırmış, kuşaklar arasındaki bilgi aktarımını mümkün kılarak insanlığın gelişimini hızlandırmıştır. Önemli diğer bir yenilik ise matbaanın icadıdır. Bilginin saklanabilmesinin ardından yayılabilmesi ve paylaşılabilmesi bu sayede sağlanmıştır. 20. Yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan ve dünyayı bulunduğu yerden çok daha ilerilere taşıyan son devrim ise bilgi teknolojileri devrimidir ve bu bağlamda bilgisayar, bu teknolojinin en önemli ve çağ başlatan ürünüdür.
|
|
Devamı...
|
|
12. 04. 2007 tarihinde Olukkaya köyü çiftçileri olarak Muhtarımız Hayrullah SARI, Ziraat Müh. Ali KOCABAŞ ve Zooteknist Mesut ERER eşliğinde 14 çiftçimizin katılımıyla Develi Saray Çiftliği gezimiz gerçekleşmiştir.
Gezi; köyümüzde yapılması düşünülen süt sığırcılığı çiftliği projesinin hayata geçirilmesine yardımcı olması amacıyla düşünülmüştür.
Çitliğin gezisi esnasında çiftlik yetkilisi veteriner hekimler tarafından çiftlik ayrıntılı bir şekilde her bir bölüm anlatılarak gezdirilmiştir. Bu aşamada çiftlikteki 3500 holstein cinsi her yaş ve aşamadaki hayvanın doğumdan sağıma ve kesime kadar uygulanan teknik ve yöntemler, barınma ve beslenme şekilleri köylümüz çiftçilerine anlatılmıştır. Aynı zamanda çiftçilerimizde merak ettikleri ve öğrenmek istedikleri soruları yetkililere sorma fırsatı bulmuş yetkililer çiftçilerimizi aydınlatmıştır.
|
|
Devamı...
|
|
Sosyal Yardımlaşma Genel Müdürlüğü ile Tarım Bakanlığı tarafından yürütülen Sosyal Riski Azaltma Projesi (SRAP) kapsamında Olukkaya, Karakuyu ve civarı köylerine ait Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bünyesindeki 97 adet çiftçiye sağlanacak 194 ineğin ihalesi 15 Mart 2007 Perşembe günü saat 12:00 itibari ile tamamlanmıştır. İhalede inek başına birim fiyat 2.900 YTL olarak sonuçlanmıştır. Kooperatif Başkanı'nın beyanlarına göre ineklerin bir ay içerisinde hak sahiplerine teslim edilmesi bekleniyor.
Proje kapsamında inek alacak köylülere ahır onarım bedeli olarak daha önce inek başına 750 YTL ödeme yapılmıştır.
Bu kapsamda köyümüzdeki 19 aileye 2'şer adet inek verilecektir.
Projenin geri ödemesi, 2 yıl ödemesiz, 5 yıl içerisinde faizsiz geri ödeme şeklinde olacaktır.
İhaleye Pınarbaşı İlçe Tarım Müdürü Mustafa DEMİR, Kooperatif Başkanı Sezai KOYUNCU ve kooperatif üyeleri Ali Rıza GÜREL(Olukkaya) ile Duran BEY (Dikilitaş) katılmışlardır.
Başta sayın kaymakamımız Dr. Latif MEMİŞ Bey olmak üzere bu proje için emeği geçen herkese teşekkür eder, bu projenin köyümüz ve komşu köylülerimiz için daha modern hayvancılık anlayışına geçiş için bir fırsat olarak değerlendirilmesini temenni ediyoruz.
OLUKKAYADER
16 Mart 2007 |
|

Köyümüzün ağaçlandırılması ve çıplak görüntüsünden kurtulabilmesi için köylümüz Nilgün TARKAY Hanım ile Hamit TOKGÖZ’ün girişimleri ve Çevre ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı Enver KURGUN Bey'in destekleri ile bir çalışma başlatılmıştır.
Konu hakkında, Kayseri Çevre ve Orman İl Müdüresi Melehat ÖZOĞUL Hanımefendi ile köylülerimiz Ahmet TOKGÖZ, Şıh Hamit SEZER ve Yasin GÜR 8 Mart 2007 Perşembe günü bir görüşme gerçekleştirmişlerdir.
Yapılan görüşmede, İl Müdüremiz Melehat ÖZOĞLU Hanımefendi “Ekilecek uygun arazinin resmi olarak tahsis edilmesi durumunda 1.000.000 adede kadar fidanın gösterilecek alana dikilerek çevresinin çit ile çevrilebileceğini ve 21 Mart 2007 tarihinden sonra köyümüzde analiz yapmak üzere bir ekibin görevlendirilebileceğini” beyan etmişlerdir.
Olukkaya Köyü adına Sayın Enver KURGUN Beyi ile Melehat ÖZOĞLU Hanımefendi’ye ve Ziraat Mühendisi Hanifi Bey’e göstermiş oldukları ilgiden dolayı şükranlarımızı sunarız.
Ağaçlandırma çalışması konusunda tüm köylülerimizin gayret ve desteklerini bekliyoruz.
|
|
Devamı...
|
|
|
Değerli ağbimiz Ahmet Tokgöz'ün, kısa zaman önce bir yakınını kaybetmiş olmasının da verdiği yoğun duygularla yazmış olduğu, ve sitemizde köylülerimiz ile paylaşmak istediği, ölüm gerçeğini anlatan son şiiri beni de çok etkilemiştir.
Yüreğine ve eline sağlık Ahmet ağbi.
Zaman zaman, hayatın gerçek anlamını unuttuğumuz bir çağda yaşarken, ölümün hak olduğunu arada bir hatırlamak gerek elbet. Hepimizin de çok iyi bildiği gibi, bu fani dünyadaki tek gerçek ölümdür ve ölümü tatmayacak bir canlı da yoktur.
Ebedi aleme göç ederken, ölüm meleği geldiğinde, son nefeste insan ruhu teslim olmak için ne çok acele eder biliriz. Biliriz bilmesine ancak, bir de geride kalanların gözüyle bakacak olursak; insanoğlu için dünyadaki çaresi olmayan tek şey ölümdür. Ve her ölüm de erken gelen zamansız ölümdür. Aslında o kadar da yakındır ki; her an her insanın sadece bir adım ilerisindedir adeta. Öyle de bir yanı vardır ki ölümün, ne din, dil, ırk ayırt eder ne de şan, şöhret ve para. Var olan bütün canlıları kapsadığı gibi, en katı kalpleri bile bir tek ölüm yumuşatabilir. Bazen, en yabancı en uzak zannettiğimiz insanlar bile paylaşmak ister ölüm acısını, hafifletmek adına. Ama nafile ateş düştüğü yeri yakar sadece. Her defasında da kaybettiklerimizin hayatımızdaki yeri ve önemini fark ederiz. Ve tüm yaşananlar tıpkı bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçer durur defalarca. Hayat boyu, onlarla neleri paylaştığımızı, neleri yaşadığımızı ve en çok da neleri yaşayamadıklarını düşünür dururuz, düşünemeyecek kadar yorulana dek. |
|
Devamı...
|
|
|
Ölüm gelse garibana
Ben ağlarım yana yana
Rağbet var kürkü olana
Ölüm gelir garibana
Bugün ona, yarın sana
.
Garibanın yolu yokuş
Baharı yok, mevsimi kış
Hayalleri bir kuru düş
Ölüm gelir garibana
Bugün ona, yarın sana
.
Gelen gider, giden gelmez
Halinden kimseler bilmez
Akan gözyaşı silinmez
Ölüm gelir garibana
Ben ağlarım yana yana
.
|
|
Devamı...
|
|
Suyundan kan, toprağından et, çamurundan can bulduğumuz yer değil midir sıla? Bundan değil midir etimizin toprağına, kanımızın suyuna, canımızın çamuruna özlemi? "Memleketim!" derken boğazımızdan dökülen seslerin ardına yüreğimizden sevgiler ve özlemler de takılır.
Her "memleketim" kelimesi gurbette özlem dolu sıcak duygular uyandırır. Hem de ne yaman bir özlem. Çevrenizde ki insanlara, kente ve yaşama yabancı hissettiğiniz bir anda, memleket türküleri kulağınızda çalınınca, gözlerinizden akan yaşları engelleyemediğiniz olmuştur mutlaka? |
|
Devamı...
|
|
|
Son zamanlarda her türlü erkek işine el atmakla övünen ve bu yolla eşitliğe kavuştuğunu düşünen kadınlara, aslında kırsal kesim kadınlarının bu ortamı çok uzun zamanlar öncesinden beri sürdürdüğünü hatırlatmakta fayda var sanırım. Onlar birazda gösteriş ve macera tutkusuyla bu işe girişirken; Köy kadınları, yaşadıkları haşin ortamın dikte ettirdiği mecburiyet ile, ev dışını erkeğine bırakma hayalini çoktandır silip atmak zorunda kalmışlardır.
Köy hayatı tablosunun, gerçek mimarlarını daha fazla ön plana çıkartmaya ve başarı ya da fedakarlıklarını övmeye daha çok ihtiyaç yokmudur dersiniz.
Sabahları, güneşin ilk ışıkları ile doğayı rengarenk güzelliklere boyayan cazibeli çiçeklerin sessiz sedasız çalışkanlığı gibi.Gün içinde sayısız işlerle boğuşur onlar. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazıma kısa bir hikaye ile başlamak istiyorum. Hikayemizin adı “Beş Maymun Hikayesi”dir.
Kafese beş maymunu koyarlar.. Ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar… Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde buz gibi soğuk suyla ıslatılır… Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar, diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur; fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler… Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir… Ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer… Bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur… Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır… Neden mi?
Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmelidir… |
|
Devamı...
|
|
|
Köyümüzü kalkındırmak ve güzelleştirmek için birlikte hareket etme kararı aldıktan sonra, 13 Temmuz Perşembe günü Pınarbaşı Kaymakamı Latif Memiş Beyi köyümüze davet etmiştik. Hamit TOKGÖZ'ün ailece geçirmiş olduğu trafik kazası nedeni ile ertelenmek zorunda kalınan ziyaret, 7 Eylül 2006 Perşembe günü gerçekleşti.
Sağolsun Kaymakam Bey yoğun programı içerisinde bizlere vakit ayırdı ve köyümüze geldi. Yapılan toplantıya katılmak üzere Hamit TOKGÖZ de Çarşamba gecesi Ankara'dan yola çıkarak Perşembe sabahı köyümüze gelmiştir.
Amacımız köyümüzün bulunduğu sosyal, kültürel ve ekonomik durumu ile köyümüzün kalkınması ve güzelleşmesi için neler yapabiliriz konusundaki düşüncelerimizi Kaymakam Bey�e anlatmak ve kendilerinden bu konulardaki düşünce ve desteklerini almak idi. Gayet verimli bir toplantı oldu. Kaymakam Beyin samimi yaklaşımından tüm köylülerimiz memnun kaldılar.
|
|
|
Devamı...
|
|
|
Öncelikle yoğun hayatınız içerisinde, köyümüz adına açılmış bir internet sitesine üye olarak bizlere destek olduğunuz için çok teşekkür ederim. İki ay gibi kısa sürede çok sayıda köylümüze ulaşabileceğimizi zannetmiyordum.
Köyümüzün içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve kültürel durumdan kurtularak çağımıza ve bizlere yakışır bir köy haline dönüşmesi için hepimizin yardımına ihtiyacı var.
Hangi konularda yardıma ihtiyacı var diye düşündüğümüzde onlarca alan bulmak mümkün. Benim aklıma gelenleri aşağıda kısaca sıralamak istiyorum.
1-Köyümüzde halen kanalizasyon altyapısı yok.
2-Yeterli ve sağlıklı içme suyu şebekesi yok.
3-Köy odası yok
4-Hayvancılık ve tarım eski teknik ve yöntemlerle yapılıyor.
|
|
Devamı...
|
|
|
Yıllardır köyümüzün sakinlerinin bir araya geldiği sohbet toplantılarında başka yörelerdeki köylerin güzelliğinden, sosyal imkanlarının iyi oluşundan, köyden isteyerek veya istemeyerek göç eden insanlarını bir araya getiren derneklerinin varlığından bahsedilip iç geçirildiğine ve biz de yapabilsek temennilerine şahit olmaktayız.
Köyümüzden eğitim veya iş nedeniyle ayrılan ve halen köyümüzde ikamet eden ve köyleri için bir şeyler yapmış kimselerden daha çalışkan olan köylülerimizi bir araya getirmenin zamanının artık geldiğine inanıyoruz .
09 Temmuz 2006 tarihinde küçük bir kıvılcım yakarak köyümüze ait bir dernek ve tarım kredi kooperatifi kurulmasına ilişkin çalışmalara heyecanla başlamış olduk. Bu hızla devletimiz tarafından Sağlık Evi olarak yapılmış binanın temizliğini ve çevre düzenlemesini yaparak köy evine dönüştürmesi çalışmalarında epeyce mesafe kat ettik.
|
|
Devamı...
|
|
|
Olukkaya sitesinde gezinirken birden Ahmet Kutsi Tecer’in " ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA" şiirinden dizeler geldi aklıma. Alıp götürdü beni eski günlere, çocukluğuma. Olukkaya’da çocuk olduğum o günleri anımsadım.
Yıllar önceydi... Ne güzeldi... Köyümüzün iklimi malum; Kış ayları oldukça soğuk, yoğun kar yağışlı ve uzun sürer ya hani. Hatta zaman zaman köy yolları ulaşıma kapanır, iletişim kesilir.(Kimilerine göre bu durum ürkütücü görünse de) O mevsimde bile, zemherinin hayatı dondurduğu günlerden bile tatlı tatlı anımsayabildiğim hatıralar varmış meğer.
|
|
Devamı...
|
|
|
Niçin ve Nereden Başladık?
Yıllardır köyümüzün sakinlerinin bir araya geldiği sohbet toplantılarında başka yörelerdeki köylerin güzelliğinden, sosyal imkanlarının iyi oluşundan, köyden isteyerek veya istemeyerek göç eden insanlarını bir araya getiren derneklerin... Devamı
|
 |
|
|